

Bu hafta, Contemporary Istanbul Vakfı’nın Fişekhane’deki Cocoon’da ev sahipliği yaptığı Canan Tolon’un eseri “Limbo”yu ziyaret ettim. Eserin küratörlüğünü Ayça Okay üstleniyor.
Aklıma gelen ilk soru: “Limbo” nedir?
Enstalasyonunun fotoğrafını ilk gördüğümde bu kelimenin yaşamın akışı ve döngüselliği ile ilgili olduğunu düşünmüştüm. Limbo; araf, geçiş, kontrol edilemeyen ve ilerleme sağlanamayan belirsizlik durumu anlamlarına gelen yabancı bir kelime.
Limbo ve Fişekhane
Osmanlı döneminden bugüne restorasyonla kazandırılmış Fişekhane, savaşların ve endüstrileşmenin izlerini taşıyor. Eser, Fişekhane’nin tarihi geçmişi ve atmosferiyle etkileşimde bulunarak kendini gerçekleştiriyor, mekanla bir bütün haline geliyor.
Su, Çim, Salıncak
Salıncaklar bana çocukluk dönemindeki hareket ve özgürlüğün yanı sıra yetişkinliğin çocukluğa dönme ve geçmişi kucaklama ihtiyacını hatırlatır. Ancak bu özgürlüğün zincirlere bağlı olduğunu unutmamak gerekir. Salıncakların kapalı alanda itinayla dizilmiş bir şekilde hareketsiz duruyor olması bana ne kadar da kalıplara sıkışmış olduğumuzu hatırlattı. Salıncakta kullanılan materyalin metal olması ise endüstrileşmeyle esen soğuk rüzgarı ve kentlerin griliğini hissettirdi.
Suyun kalıplar içinde ve sığ olması, akmaması, sızmaması, hayatımızdaki yapılarda ne kadar kontrol altında tutulduğumuzu; çim ise her ne kadar yeşermesiyle yaşamı hatırlatsa da, kalıplar içinde sınırlı toprakta zincirlere bağlı ve asılı kalmasıyla, hayat içinde sıkışmışlığı ve sıkışmışlığın getirdiği ölümü düşündürdü.
Canan Tolon anlatıyor:
“Hayat bir döngü sistemleri üzerinde kuruludur, bunu bütün yaşayanlar bilir. Seneler, mevsimler, günlerin ritminde, tekrar eden bir şekil içinde kapılmış, doğar ve ölürüz. Bunları bilerek, bu bilgilerin beklentileriyle ve bu beklentilerin korkusuyla yaşıyoruz. Bütün bunları bilmemize rağmen tekrarlardan kaçmak içgüdüsüyle hareket ediyoruz. Her gün aynı şeyleri yapmak, aynı şeyleri duymak, görmek, hissetmek istemeyiz ve bu döngüye tutsak olmaktan kaçmak için mücadele ederiz. Bu gücümüz katı (rijit) sınırlanmış hayat çerçevemizi aşındırmayı, o kafesimizden çıkmayı, mahkumiyetimizi unutturarak yaşatmamızı sağlar. Oyun da unutmamıza yardım eden yegane faaliyettir… vurdumduymazlığa kadar oyalar bizi. Fişekhane, bütün “hane” ile biten sözcükler gibi—hapishane, hastane, imalathane vs., bu adı taşıyan mekanların çoğu gibi—tekrar eden faaliyetlerin yeri olduğu için, askıda kalmışlığımızı tanımlayan Limbo’yu bu mekandan kurarken, tekrarların hapsi olmuş yaşamımızı cazip gelen tehlikeli oyunlarla tabiatın nazik döngüsünü göz ardı etmememizi hatırlatmak ve sergilemek istedim” Kaynak: artdogistanbul.com
İlginizi çektiyse sergiyi Mayıs sonuna kadar ziyaret edebilirsiniz! Buradan detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.
Discover more from Serra's Blog
Subscribe to get the latest posts sent to your email.